Geleneksel Sertifika: Temiz üretim, temiz tüketim

"Yaşadığımız yüzyıl; yerel, yöresel ve geleneksel yöntemlerin yok edilip, tümüyle endüstriyel işlem ve yöntemlerin dayatıldığı sentetik bir çağ. Gıdaların tabiî ve temiz vasfını özellikle de masumiyetlerinin yok edilmesi hiç de masum bir çabanın sonucu değil.

Modern dünyanın ölümcül kirleticileri, sadece tabiattaki minik canlılar için değil, başta insan olmak üzere bütün bir evreni tehdit etmekte.

Tohum, şu ya da bu ad verilerek geni azaltımı ve değiştirilmesiyle artık sadece ticari bir meta değil, aynı zamanda sessiz bir silah. Bir kirli el, insan ve tohumun bitip tükenmek bilmeyen doğurganlığı sona erdirip, kısırlık mühendisliği yapıyor.

Memleketlerimiz, renklerimiz, dillerimiz, coğrafyalarımız, dinlerimiz, cinsiyetlerimiz, yaşlarımız, hoşlandıklarımız, yöntemlerimiz, tüketim biçimlerimiz ve değerlerimiz farklı olsa da, hepimizin ortak paydası 'insan' olmak. Birileri çeşitliliğimizden çok ama çok rahatsız! Hepimizi aynılaştırmaya çalışıyor. Asyalısı da, Avrupalısı da, Afrikalısı da, Amerikalısı da aynı şeyleri yesin, aynı tatlardan hoşlansın istiyor. Zenginliklerimizi yok etmek için aramızdaki farkları yok etmeye çalışıyorlar. …"

Okuduğunuz bu metin "Geleneksel Garanti Markası"nın "Manifesto"sundan bir kesit.

Beş yıl gibi bir kısa ömrü geride bırakan Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi, birçok kişi için ufuk açıcı çalışmalara imza attı. Sağlık ve beslenme dolayısıyla da gıda konusunda bir algı inşa etme gayretinde oldu. Bunun nedenli etki meydana getirdiğini katıldığımız etkinlik veya çalışmalar sonrasındaki sıcak diyalog veya tarafımıza her gün ulaşan yüzlerce e-postadan çok iyi biliyoruz.

Kurulan her iletişim adından 'iyi ama ne yiyelim' sorusunun geleceğini bizden daha iyi kim bilebilir? Ama biz iliyoruz. Çünkü biz bu soruya on binlerce kez muhatap olduk. Anne adayı, anne, hasta, yaşlı, genç, ihtiyar, kadın, erkek, öğrenci, öğretmen, amir, memur kısaca her yaşa ve her mevkiden insan aynı soruları yöneltti bize. Bizden marka istedi, adres sordu. Biz hiçbir zaman ne marka verdik ne de adres tarif ettik.

Çünkü verdiğiniz her söz, işaret ettiğiniz marka ve adres kefalet içeriyordu. Bu da bize göre davranış değildi ve de yapmadık.

Biz yeryüzünün özellikle yaşadığımız çağda tahayyüllerimize sığmayacak oranda kirlendiğini biliyoruz ancak buna karşın hiçbir zaman tümüyle kirlenmediğine de inanıyoruz. Biz adresini bilmesek de yeryüzünün bir kenarında iyiyi, güzeli, temizi her türlü baskı ve despotik davranışa rağmen inatla üretmeyi sürdüren iyi insanların varlığını biliyoruz. Buna mukabilin iyi, güzel ve temiz gıdalara ulaşmak için çabalayan on binlerin varlığından da haberdarız.

Bize yöneltilen her soru, içimizde bazen acıya, bazen tartışmaya yol açtı. İşte bu tartışma ve sonrasındaki uzun görüşmeler 'geleneksel' ürünlerin etiketlenmesi fikrini doğurdu.

Bu nedenle de "temiz" ürün üretenle "temiz" ürün tüketmek isteye kitlelerin bir platformda buluşturması için bir adım attık. Bu adımın sonuç getirip getirmemesi üreticinin ve tüketicinin ilgisine bağlı… Amacımız başarmak ya da başarmamak değil, adım atmak ama doğru bir adım... O halde bu adımı yine manifestonun sonuyla bitirelim:

"İşte bu nedenle diyoruz ki; iyiliği istemek ve onun yaşaması için çalışmak hepimizin görevi. 'Temizi üretmek' ve 'temizi tüketmek' insan olmanın gereği!

Biz küreselleşme masalına, benzeşme dayatmasına, açlık edebiyatına, kötülük kervanına karşı yeşereceğine inandığımız bir tohum ekiyoruz. Bizim sözlüğümüzde 'olmaz' diye bir kelime yok. Kötülük ve onun ruhu olan iblis girsin istemiyoruz o yüz milyarlarca insanın ilmek ilmek dokuduğu bu sözlüğe. 'Toprak' bizim için ana gibi bir yâr, 'tohum' bizim için baba gibi bir dev, 'su' bizim için bir Rahmet, 'güven' bizim için yitik bir hazine, 'vicdan' bizim için kutsal bir vecibe, 'temiz' bizim için bir emirdir.

Bunun için çıktık yola. İyi de ne …? soruları, cevabı en güç sorular gibiydi. Bu yüzden ayı umudumuza fener, güneşi hayalimiz kandil yaptık... Biz susmasını da biliriz kelimemiz tükendiğinde! Ama şimdi susmak değil, kükreme, bir küheylan gibi inat etme vaktidir. Bizim görevimiz bir taş alıp atmaktır hedefe! Bir tohum ekmektir toprağa! Netice almak değildir işimiz! Ama tohumu netice almak için ekeriz biz! İşte bu çaba bir tohumdur, kötülüğe inat gerçek bir tohum. Söz, o gün geldiğinde susacağız ama şimdi vakit şafak! Susmak için güneşi bekliyoruz.

Biz insanız ve dâhi Müslüman! Ve insan, en temizine layıktır! Nefisimizi bahane etsek de niyetimiz hepimiz… Siz de varsanız temizi üretmeye ve tüketmeye…

İşte biz ve eksiğiyle, fazlasıyla GELENEKSEL'imiz!"

O artık sizin elinizde: İster öldürün, isterse büyütün.

 

Gıda Güvenliği Hareketi

Gizlilik

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İletişim

Adres: Sizin adresiniz buraya gelecek. İlçe / İl.

Telefon: 0123 456 78 90 - 0123 456 78 90

Mail: bilgi@dogalrehber.com.tr

Yukarı Çık